Skip to main content

Yeni Misafirlerimiz #4: Coty Clarke



Ekim 2014'te İsrail 2. liginde tutunmaya çalışan bir oyuncu, Mart 2015'te Boston Celtics'ten 10 günlük kontrat kapacak seviyeye gelebiliyorsa, burada büyük başarı öyküsü gizlidir.

COTY CLARKE ( 24 - PF - 2.01 )

- Kendini son iki yıl içinde İsrail 2. ligi, NBA, D-League, Porto Riko ve son olarak da Rusya'da bulan Clarke, bu zorlu ve yoğun maratonu en az 1 yıllığına geride bıraktı. Yeniden NBA'i zorlamayıp şansını Avrupa'da deneyecek olması, kariyeri adına en doğru karar oldu. D-League'den Avrupa'ya gelen 58 oyuncu arasında, gidişatının ne olacağını en çok merak ettiğim isim.

- Coty Clarke'ın nasıl büyük bir yetenek olduğunu ve basketbol zekasının ne kadar ileride olduğunu anlamak için, onu sadece birkaç dakika izlemek yetecektir. Basketbolda versatil oyuncu dediğimiz kavramın direkt karşılığı olan Clarke hem hücumda, hem de savunmada tüm ince işleri ustalıkla hallediyor. Bu işleri sıfır gösterişle yapıyor olması, onu farklı kılan etkenlerden biri. Biraz detaya inelim.

- Clarke geçen yıl Maine Red Claws'ta Omari Johnson'ın back-up'ı durumundaydı (her takıma böyle bir forvet rotasyonu nasip olmaz). 44 maçlık serüvenin sadece 16'sında ilk 5 başladı ve onun bu takımdaki asıl görevi, bench'ten enerji getirmekti.



Coty Clarke, hücum repertuvarı oldukça geniş bir 4 numara. Gerektiği zaman 3'e de kayar ancak bu pozisyonda biraz ağır kaldığı için uzun forvet olarak süre alması her zaman daha doğru 2.01'lik boyuna rağmen sahip olduğu oyun kurma yetisi ve üstün saha görüşü sayesinde Draymond Green'e benzetilir (Son zamanlarda gördüğüm en doğru tespitlerden biri. Tepeye çıkıp Green tarzı doğru pas veya doğru penetre yapma konusunda ciddi fark yaratıyor). Tepeden/forvetten pas dağıtımı yapabilmesi ve drive edebilmesi; takımı için hem asist, hem de sayı tehdidi olmasını sağlar. Pick&pop'ta dışarı açılma ve dış şut sokma, onun oyunundaki kilit unsurlardan biridir (Clarke'ın çok önemli bir dış şut tehdidi var. Maç başına 4.5 üçlük deniyor ve %40'ın üzerinde bir saha içi isabetine sahip. Ancak bunu üst seviyede de aynı istikrarla devam ettirebilir mi emin değilim. Summer League'de bu yıl kullandığı 24 üçlüğün 17'sini kaçırdı). Bunların yanında, agresif yapısına fena sayılmayacak atletizmini de ekleyince pota altında ciddi bir bitiricilik avantajı da elde ediyor. Sırtı dönük oyun opsiyonunu da elinde sürekli bulundurduğu için, Clarke çok yönlü bir oyuncu olduğunu her zaman belli eder. O oyundayken takımın yaratıcılık açısından hep 1 adım önde olduğunu söyleyebilirim.

Savunmaya bakacak olursak; her zaman hızlı ellerinin avantajını kullanmaya çalıştığını görüyoruz. Maç başına 1.5'lik top çalma ortalaması var. Topu çaldıktan sonra hızlı hücumu başlatmayı çok sever. Ancak 3 numara için fazla atlet olmaması, 4 numara için de çok uzun olmaması ona bazen eşleşme konusunda ufak sıkıntılar yaşatabiliyor. Ayaklarının ortalama düzeydeki hızlılığına dair eksiğini, güçlü vücuduyla kapatmaya çalışıyor. Zaman zaman bloklarıyla etkili olurken, ribaund konusunda da güçlü sezgilere sahip ve çok sağlam box-out yapıyor.

- D-League istatistikleri: %51 iki sayılık, %41 üçlük, %79 serbest atış isabeti ile 16.3 sayı, 7.5 ribaund, 2.6 asist, 1.2 top çalma. Daha detaylı istatistiki bilgiler için: http://basketball.realgm.com/player/Coty-Clarke/Summary/42336

- Topu yere vuruyor, boş kaldığında cezayı kesiyor, iyi bir dış şutör, hem penetre, hem pas tehdidi var, asist, ribaund, oyun zekası, güç... Clarke barındırdığı tüm bu yeteneklere rağmen, şu zamana kadar hak ettiği ilgiyi bir türlü göremedi. Gösterişten uzak ve fundamental bazlı bir oyuncu olması, belki de yeterince fark edilememesinin nedenleri olabilir. Kariyerinde yeni bir sıçrama yapabilmesi için ufak bir kıvılcım gerekiyor. O kıvılcımı bu yıl Euroleague'le birlikte elde edebilir.

Comments

Popular posts from this blog

Bir Nefret Hikayesi

İstanbul, finaller söz konusu olduğu zaman spor tarihinde çok özel bir yere sahip. Bu yazının başrollerinde yer alan Obradovic ve Spanoulis için de kariyerlerinin belki de en destansı şampiyonlukları tam burada yaşandı. Obradovic, Euroleague'deki ilk şampiyonluğunu 1992'de Djordjevic'in maç kazandıran efsanevi basketiyle alırken, Spanoulis de 2012'de açık ara favori görünen CSKA karşısında büyük bir farktan geri dönerek Printezis'e yaptığı asistle son saniyede şampiyonluğu çalmıştı. Peki Avrupa basketbolunun şu anda en büyük iki figürü olarak kabul edebileceğimiz bu iki isim arasındaki nefretin sebebi ne? Öyle ki, Obradovic, 'yolda görsem selam bile vermem' derken Spanoulis bu konu hakkında yıllardır konuşmak bile istemiyor. Bu konunun biraz detayına inelim.

Çoğumuzun bildiği bir hikaye aslında bu. Obradovic ve Spanoulis arasındaki nefret 21 Haziran 2010'a dayanıyor. Bu konuyu yeniden hatırlamamızı sağlayan şey ise, sizin de tahmin edeceğiniz gibi: Sin…

Yeni Misafirlerimiz #3: Bryce Cotton

Avrupa takımlarının D-League üzerindeki ilgisinin her geçen yıl artması, BSL ekiplerinin de ufkunu genişletmiş durumda. Russ Smith ve Ricky Ledo gibi önemli isimleri ilk kez kıta dışına çıkararak elde edilen başarıların, her geçen yıl adım adım büyütülmesi gerekiyor.

Velimir Perasovic'i takımın başına getirdikten sonra yepyeni bir sistem değişikliğine giden Efes, kendi kimyasını oturtmaya çalışırken önemli bir kumar oynuyor. Oynadıkları bu kumarda, başarı ve başarısızlık arasında çok ince bir çizgi oluşturdular. Ya geçen yılki Laboral Kutxa'nın devamı niteliğinde bir organizasyon olacaklar, ya da barındırdıkları önemli eksiklikler yüzünden gemi su almaya en başından başlayacak ve tüm mürettebat batacak.

Peki böyle karmaşık bir yapının içinde, takıma en son katılan Bryce Cotton neler yapabilir, verimli olur mu, Avrupa'da fark yaratabilir mi gibi birçok soru kafalarda canlanıyor. Yazımıza başlıyoruz.

BRYCE COTTON ( 24 - PG/SG - 1.85 )




- Günümüzde 3 tip oyuncu vardır:

1- Beyni…

Yeni Misafirlerimiz #1: Ricky Ledo

Salary Cap'teki inanılmaz yükselişle birlikte NBA'in çok daha cazip bir pazar haline dönüşmesi, şüphesiz ki en çok Avrupa'nın imajını zedeledi. Ekonomik açıdan zaten oldukça güçsüz olan Euroleague'in, elinde bulunan az sayıdaki değeri de zamanla kaybetmesi sürpriz olmaz. Avrupa'daki üst seviye oyuncuların yaşadıkları ikilem bir kenara dursun, D-League'deki önemli potansiyellerin önündeki denklem daha da karmaşık artık. Önlerinde 3 seçenek var:

1- NBA'de forma giyme şanslarını devam ettirebilmek için D-League'de kalmak.
2- Maddi yönden rahat olabilecekleri, ama kariyerleri açısından soru işaretleri barındıracak olan Çin.
3- Yeni bir uyanış yaşamak ve farklı bir maceraya atılmak için önlerinde duran Avrupa tercihi.

Bu yazıda (bunun bir yazı dizisi olmasını planlıyorum), geçen yıl D-League'de oynayan, bu yıl ise Avrupa'yı tercih eden Ricky Ledo'yu biyografik / istatistiksel detaylara fazla girmeden tanıtmaya çalışacağım. Oyuncuları tanıtmaya ba…